BENİM HİKAYEM
ONU TANIDIM, BEN BEN OLDUM
Yaz, ne olursun yaz diyorlar hep bana. Acaba hangisinden neresinden başlasam tereddüdü ile işte bugün geldi.Sayın Can Gürbüz Hocam karşıma çıkmasa kalem ve kağıtlar hep bekleyecekti sabırla, bazen de çok sabırsız biçimde.
"Ateş düştüğü yeri yakarmış" derler ya, benim yangınlarım hep şiddetli idi, ama vermek istediği zarar ise tam aksine olumlu mesajlara dönüştü.
1973 de başladı, hukukçuluk dışındaki zorunlu meslek yaşamım, (Tıp mücadelesi)bir bilseniz meğer "eşimin beyincik spazmı" geçirmesi belki de en kolayı imiş.Tıp becerilerim çok takdir görmüş olmalı ki ardı arkası kesilmedi bir daha, yağmur gibi yağdı ve yağıyor; ama ne var ki beni asla yıldıramadılar.
Meğer adli dava dosyaları ne imiş., sağlık sabıkalarımız bizi Guinness'e kadar götürdü.Nasıl mı? Ta ki karı-koca Meme kanseri kahramanları olunca;bilinen "Türkiye'de ilk ve teksiniz" diyorlar. Zaten bizde ikinciliği kesin redderdik. (BRCA-I) aynı genlerde mutasyon varmış, neden şaşırıyorsunuz ki? Tıpta mucizeleri yaratmakta bize nasip olmasın mı? idi.
Varan 1 - Varan 2 devam edip gitti. Oğlum, yaş dönümündesin, "Mamografi çektirsene" dedi ve ben 50.yaş günümü ameliyathanede ameliyat ekibi ile kutladım. İlk mamografi deki iki malign (Kanser) kitlesini anlamlı törenle def ettim. Başlangıç evre, kemoterapi, radyoterapi, psikoterapi ve hormonoterapi hiçbirisi ile tanıştırmadılar. Bunlardan af ve azil edilmiştim. Bundan daha önemli ne olabilirdi., Şimdi Meme kanseri çalışmaları Türkiye'de doruk noktasında. Bilgilendirme, yönlendirme çok ciddi ve bilimsel, oldukça yaygın. Yeter ki kişi gerekli basit kontrolleri mutlaka yaptırsın. Ama ben henüz stajyerlik bilgilerim ile "4.pi" yi tanır ve onlarla yaşarsam ne kazanır, ve ne kaybederdim. İşte bunun yanıtımı hala alamadım.
Çok ilginç, Bursa, İstanbul, Ankara, Almanya her biri ayrı görüşte idiler.Meğer bunun da adı "EKOL" imiş .Daha öğreneceğim çok şeyler var. Ondan korkmamayı öğrenmem ve çevreme de öğretmem benim için en büyük kazanç.
Asla kabullenemediğim en zor olan ise ER.PR dedikleri hormon değerlerinin Ankara'da (-) Bursa'da (+) okunması idi. Bunun cevabını da bana bildireceklermiş efendim; acelesi mi var? Daha şunun şurası 8 sene oldu, sağ göğsümün alındığı.Hiç aksamayan rutin kontroller, Mayıs 2001 de Varan 2. Beş yılda tanı ve tedavide alınan mesafe gerçekten inanılmaz idi. Ne mutlu bu konuda uğraş veren kurum, kuruluş ve kişilere.
Sol meme de gitmeli, Metastaz değil primer CA imiş.Hoş gelmiş doğrusu. Bu seferki tören tarihi 14 Mayıs Anneler günü, ama yer aynı, büyük ameliyathane. Aksamayan bütün "terapi"ler. Sonunda farklı kişilikli, eskisinden sağlıklı ve güçlü bir ben Gülsen ÖZDEMİR. Çok samimiyetle ifade ediyorum ki ben yeniden doğmayı daha mutlu yaşamayı ve yaşatmayı, ancak "kanseri yenme" "ondan korkmama" "onu erken yakalama" "içten ve yoğun sevgi dolu yaşamak" "fsla umutları yitirmemek" ilkelerini belleğime kaydederek öğrendim.
"Üzüm üzüme baka baka kararırmış" ya en az 30 yıldır tıbbın bütün birimlerinde önemli roller alan, savaşan , kazanan eşim Bay İrfan ÖZDEMİR'de meme kanserini alt etmek zorunda kalacak. Sabredememiş illet, benim kemoterapi bittikten sonra bu müjde daha adil olmaz mı? idi.
Kronikleşmiş diğer sağlık sorunları nedeniyle eşim için terapileri, yoğun konsültasyonlar sonucu yatarak ve uzman doktor denetiminde ve seansların sayısı arttırılarak yapıldı. Velhasıl 2002 yılı artık zorların aşıldığı, her türlü aydınlığa kavuşulan, yaşamdan daha zevk aldığımız bir süreç oldu eşim ve benim için.
Merak ediyorsunuzdur mutlaka; karı koca Meme kanserini, samimiyetle ifade ediyorum ki inanç ve azmimiz ile kolay ve güzel aştık. Asla ürkmedik, korkmadık, onu yenmek, dolu dolu ve düzenli yaşamak, pes etmemek, hep pozitif olmak gibi kazançlarımız oldu. üstüne üstlük abartmıyorum, çalışma azmim ve gücüm inanılmaz ve kıyaslanamaz boyutta olumlu arttı.
Risk altında olan 2 erkek çocuğumuzdan da gen araştırmaları yapıldı.Benim bu konuda özetle söyleyeceklerim, kanserden değil, geç kalmaktan korkalım, zoru başarmanın birinci şartı moral olmalı.Tıbbın, sivil toplum örgütlerinin özverili çalışma ve uyarıları asla göz ardı edilmemeli.Her şeyden önce insan kendisine saygılı olmalı ve kendini sevmeli.
"Sevgi, inanç, irade ve sabır" hayatta ve ayakta durmanın hem teşhisi hem de tedavisidir.
"Her düşüşte bir öğreniş! Ne düşüş biter, ne öğreniş" diyerek, sağlıklı yaşamlar diliyorum.
04.10.2004
Sevgi ve Saygılarımla
Gülsen ÖZDEMİR
|