BENİM HİKAYEM
Merhaba
41 yaşındayım, İnşaat Yüksek Mühendisiyim ve 14 yaşında bir oğlum var.
Meme kanseri ile ilk tanışmam Nisan 1999'da olmuştur. Bundan önce böyle bir hastalığın varlığından bile bihaber olduğuma şimdi ben bile inanamıyorum. Eğitimli ve 36 yaşına gelmiş bir kadının sıkça karşılaşılan böylesi kadın hastalıklarından haberdar olması için mutlaka hastalık ile karşılaşması gerekmemeli diye düşünüyorum. O tarihlerde özel bir şirkette çalışıyordum ve işlerim o kadar yoğundu ki kendime ayıracak hiç vaktim yoktu ve aslında sağlık konularında çevremdekilere karşı son derece titiz davranırken kendim için çok ihmalkar idim.1999 yılında Nisan ayının bir sabahında sol göğsümde fark ettiğim minik kitlenin yaşamımı bu denli değiştireceğini inanın ben o zamanlar hiç düşünmemiştim. Hemen oğlumun doğumundan beri gittiğim doktoruma gittim ve sertlikten bahsettim bana önemli olmadığını her kadında olabileceğini söyledi. Ancak içimden bir ses bunu önemsemem gerektiğini bana söylüyordu. Burada şunu söylemek istiyorum "Hanımlar lütfen kendiniz ile ilgili sağlık konularında şüpheci olun ve mutlaka hekimlere danışın, hele hele anne iseniz bunu mutlaka yapın çünkü bir annenin ölümü çağırmak gibi bir lüksü olamaz".
Genel cerraha gidişim, meme kanseri olduğumun tespiti,ameliyat olup hastaneden çıkmam toplam bir ayda oldu .Yakın çevrem ve ben şokta idik.Kitle çok erken evrede yakalanmış bir cm.lik bir kitle idi ve göğsüm alınmadı sadece kitle ve koltuk altı lenflerim çıkarılmıştı. Kemoterapi ve radyoterapiden sonra her şeyin bittiğini düşünüyordum. Kitlenin çok küçük ve lenflerdeki pozitif hücre sayısının iki olması, kemik ve diğer organlara metastaz olmaması açısından çok şanslı bir hasta idim. Doktorlarım bana gereken radikal çözümlerin uygulandığını ve bundan böyle düzenli kontroller yapıldığı ve beş sene boyunca tamoksifen kullandığım takdirde meme kanserinin beni fazlaca etkilemeyeceğini söylemişlerdi. Ancak "lenf ödem" ile karşılaşabileceğim konusunda da kısa bir uyarı almıştım.Şimdi bu uyarının ne denli önemli olduğunu ve aslında bunun bir uyarı olarak kalmaması gerektiğini, ameliyat sonrasında doktorların ameliyat olmuş hastaları hemen bu konuda bilgili ve tecrübeli fizik tedavi uzmanları ve fizyoterapistlere yönlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Ameliyat sırasında koltukaltı lenflerinin bir kısmının alınması sonucu kolda dolaşım bozukluğuna bağlı lenf ödem gelişimi oldukça sık görülen bir durum ve maalesef ben de operasyondan yaklaşık bir sene sonra "lenf ödem" ile tanıştım. Dört yılı aşkın bir süredir sol kolumdaki ödem ile mücadele ediyorum; ancak sorunu çözme aşamalarındaki uygulanan yanlış tedavi yöntemleri yüzünden kronik bir lenf ödem ile yaşamak ve bundan sonraki hayatıma devam etmek zorumdayım. Ben bu nedenle ameliyat olmuş tüm kadınlara sesleniyorum "lütfen lenf ödem oluşmaması için doktorlarınızın uyarılarını dikkate alın ve eğer kolunuzda ufak da olsa bir şişlik, kızarıklık, sıcaklık vs oluşmuş ise derhal doktorunuza başvurun". Tedavinizi ise lenf ödem konusunda tecrübeli fizyoterapistlere yaptırın. Ülkemizde bu konuda bilgili, tecrübeli Fizik Tedavi Uzmanları ve Fizyoterapistlerin sayısının yok denecek kadar az olduğu kanısındayım. Meme Vakfı bu konuda bilgili ve yeterli olan fizyoterapistlere sizleri yönlendirecektir.
Merak ettikleriniz ya da bana verebileceğiniz bilgiler için (özellikle lenf ödem konusunda) aşağıdaki mail adresinden bana ulaşabilirsiniz.
Yaşamı her şeye rağmen çok seviyorum ve mutluyum.
Sevgiler.
Dilek Yardımcı
E mail: yardimcidilek@hotmail.com |