BENİM HİKAYEM
Meral KIZILPINAR, 41 yaşındayım. Evliyim. Biri oniki diğeri yedi yaşında iki oğlum var. Meme kanseri ile 34 yaşımda, ikinci oğlumun aramıza katılmasına dört ay kala, yani hamileliğimin 5.ayında tanıştım.
Kendimi muayene ederken sol göğsümde elime gelen sertlikten şüphe ederek bir tanı merkezine gittim. Biyopsi yapıldı. Sonucu aldık. Gittiğimiz genel cerrahi doktoru vakit geçirmeden ameliyat olmam gerektiğini söylediğinde çok şaşkın ve üzüntülü idik. Ama ameliyatı yapacak olan doktorun bunun yapılması gerektiğini, alacağım anestezinin bebeğe zarar vermeyeceğini izah etmesi ile ikna olup, tedavi sürecinin ilk aşaması olan ameliyatın yapılması için hastaneye yattım. Uyandığımda sol göğsüm yoktu. Ama bebeğim kıpırdıyordu. Şartlar daha farklı olsaydı tepkim ne olurdu bilemiyorum? Ama içimdeki varlık sol göğsümün yokluğunu bana çabuk unutturdu.
Hamileliğimin 7.ayında bebeğin gelişiminin tamamlanmış olacağı, doğum sonrasının tedavi için çok geç kalınmış olacağı, hamile olduğum için hastalığın daha hızlı seyredeceği ile ilgili bilgiler bize verilip, kemoterapiye başlanması gerekliliği onkoloğumuz tarafından bize anlatıldı. Kemoterapiye başlamadan önce tüm yan etkileri hakkında bilgi verildi. Mide bulantısı, saç dökülmesi ve halsizlik beklenen yan etkilerdi. İlaçlara vücudun vereceği tepkiye bağlı olarak erken yada ölü doğum yapma olasılığı da yüksekti. Kemoterapiler başladı ve her şey beklediğimizden daha iyi gitti. 4.kürün sonunda çok az saç dökülmesi oldu, mide bulantısı hiç yaşamadım. En önemlisi de oğlum ilaçlardan etkilenip, erken değil tama zamanında sağ salim sağlıklı olarak aramıza katıldı. Cenabı Allah, bu en değerli en güzel hediyeyi bir anne için çok anlamlı olan bu özel günde "Anneler Gününde" bize gönderdi.
Hastalığımla iç içe büyüyen oğlumun ismini ben koymak istedim ve ona en çok bu ismin yakışacağını düşündüm. Benimle birlikte yaşam için direndi, bana verdiği sözü tuttu, sözünün eri olduğu için "Mert" olmalıydı. Canı için daha anne karnındayken çok insanın adını duyduğunda bile korktuğu kanserle mücadele ettik ve "Can" da olmalı diye düşündüm ve iki isim bir araya getirmeye karar verip, adını "Mertcan" koydum.
Hastalığımla tanışmadan önce kanserin amansız bir hastalık olduğunu ve tedavisinin de çok zaman mümkün olmadığını düşündüm. Fakat hastalığım ile başlayan süreç içerisinde durumun bu denli vahim olmadığın gördüm. Erken teşhis doğru ellerle, işinde başarılı doktorlarımızdan oluşan bir ekiple yapılan tedavi ile birlikte, her zaman size destek olan aile büyüklerinizle, eşinizle ve çocuklarınızla, en önemlisi de moralin yüksek tutulması ile bu hastalığın üstesinden gelindiğini gördüm. Bu konuda kendimi çok şanslı buluyorum ve hepsine çok teşekkür ediyorum.
Mertcan şimdi 7 yaşında, bu yıl okula başladı, çok neşeli ve hareketli bir çocuk. Ailecek yaşadığımız o zor günlerde hepimizi ayakta tutan onun varlığı oldu. Her yıl onun doğun günü ile birlikte, kendimin de yeniden doğup, 7 yaşında olduğumu hissediyorum. Çünkü ben kanseri yendim. O beni değil, ben onu yedi yıl önce oğlumun doğduğu gün ölüme mahkum ettim. Dilerim tüm annelerin, anneler günü hediyesi benim gibi sağlıkla kucakladıkları yavruları olsun. |