MENEPOZ VE HORMON TEDAVİSİ
MENOPOZ NEDİR ?
Yaşamın bir döneminde çeşitli nedenlerle yumurtalıklarda östrojen hormonu üretimi durabiliyor. Bu durum, ameliyatla yumurtalıkların alınması veya bazı ilaçların kullanılması sonucu olabiliyor. Bunların dışında kadınlar belirli bir yaşa ulaştıklarında, yumurtalıklardan östrojen üretimi kendiliğinden durabiliyor. Östrojen hormonu yetersizliği ile birlikte çeşitli sorunlar da beraberinde geliyor. İşte yaşamın bu östrojen hormonu eksikliği ile birlikte olan evresine menopoz diyoruz.
Bir kadınlık hormonu olan östrojen, temel olarak rahmin iki yanında yer alan yumurtalıklarda üretiliyor. Bunun dışında daha sonra değineceğimiz başka dokularda da, daha az olmak üzere östrojen hormonu üretiliyor.
Çocuğun ergenlik çağına girmesiyle, yumurtalıklar gelişerek östrojen üretmeye başlıyor. Kana karışan hormon memelere, kemiklere, kalın bağırsağa, idrar torbasına, cinsel organlara ve diğer dokulara gidiyor ve oralarda etkisini gösteriyor. Hormonun etkisiyle fizik ve psikolojik yapı değişiyor ve çocukluktan kadınlığa geçiş başlıyor.
Yumurtalıklarda üretilen diğer bir hormon da progesteron. İki hormon birlikte kadının cinsiyet ve üreme işlevlerini düzenliyorlar. Bir adet dönemi içinde kanda önce östrojen hormonu seviyesi yükseliyor; daha sonra östrojen seviyesi azalmaya başlarken kanda progesteron seviyesi yükseliyor. Bu sırada yumurtlama gerçekleşiyor. Adetin son kısmında her iki hormonun seviyesi düşüyor ve gebelik için hazırlanmış olan rahim içi dokusu, kanama ile atılıyor. Bu şekilde kadın periyodik olarak adet görüyor.
Kadın belirli bir yaşa geldiğinde artık yumurtlama işlevi bozulmaya başlıyor ve östrojen hormonu üretimi yetersizliği ortaya çıkıyor. Bunun sonucu vücutta, östrojen hormonu yetersizliğine bağlı bazı değişikliklerin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu süreç ortalama 3-4 yıl sürüyor. Bu sürece perimenopozal dönem diyoruz; yani menopoza hazırlık evresi.
Perimenopozal dönemde kadın hem adet görüyor hem de menopoz sorunlarının bir kısmını yaşıyor. Adetler düzensiz; birkaç ay kanama olmadan geçebiliyor. Adet kanamaları zaman zaman çok azalıyor, bazen de aşırı kanama şeklinde olabiliyor. Adet görürken sıcak basmaları, aşırı terleme nöbetleri ortaya çıkabiliyor. Bu dönemde hormon dengesi tamamen bozulmuş durumda; kimi zaman hormon düzeyi aşırı yükseliyor, kimi zaman çok düşüyor. Hormonlar aşırı yükseldiğinde, adet dönemlerinde memelerde hassasiyet ve ağrı gelişiyor. Adetle birlikte bu ağrılar azalıyor. Daha önce adet zamanlarında memeleri hassas olmayan kadın, bu ağrılar nedeni ile paniğe kapılabiliyor. Özellikle bu dönemde, her iki memede birden ortaya çıkan ağrılar, meme kanseri açısından önem taşımıyor. Değişmeyen, sürekli aynı noktada ve aynı memede devam eden ağrı bizi meme kanseri açısından endişelendirmeli.
MENOPOZLA ORTAYA ÇIKAN SORUNLAR NELERDİR?
Sonunda, yumurtalıklarda düzensiz olarak artıp azalan hormon üretimi duruyor ve menopoz dediğimiz dönem başlıyor. Bu dönemde, östrojen hormonu eksikliğine bağlı olarak bir dizi sorun başlıyor.
Sıcak basmaları
Menopozun getirdiği yakınmaların başında geliyor. Bazı kadınlarda tüm yaşam kalitesini alt üst edecek kadar şiddetli seyredebiliyor. Derideki kılcal damarların kontrolsüz olarak aşırı genişlemesi sonucu, derideki kan dolaşımının ani artışına bağlı olarak ortaya çıkıyor. Ani kızarma ve sıcak basması şeklinde gelişiyor. Sıklığı günde 3-5 kez ile saatte 3-5 kez arasında değişebiliyor.
Kalp-damar hastalıklarında artış
Yapılan bir çok araştırma sonucunda, menopoz sonrası hormon kullanılmasının kan yağlarını azalttığı ve buna bağlı olarak kalp ve damar hastalıklarının daha az görüldüğü ileri sürüldü. Bir grup araştırmada ise, bu etkinin daha çok fazla kilolu olmayan kadınlarda ortaya çıktığı, şişman kadınlarda böyle bir etkinin olmadığı bildirildi. Fakat genel kanı, hormon kullanan kadınlarda kalp damar hastalıklarının daha az görüldüğü yönünde.
Kalp hastalıklarından korunmanın en etkili yöntemi, sağlıklı yaşam koşullarına uymak. Eğer sigara içmiyorsanız kalp hastalığına yakalanma riskiniz % 60'a, diyetinizi ayarlarsanız % 50'ye, her gün egzersiz yaparsanız % 45'e, günde bir bardak alkol alırsanız veya düşük doz aspirin kullanırsanız % 35'e, ideal kilonuzu korursanız % 30'a ve tansiyonunuzu, kolesterolünüzü kontrol altında tutarsanız % 15'e düşüyor. Yani kalp hastalıklarından korunmanın temel koşulu hormon kullanmak değil; sağlıklı yaşam koşullarına uymak.
Osteoporoz
Osteoporozu, kemiklerde kalsiyum azalması nedeniyle, kemik yapının sağlamlığının azalması şeklinde tanımlayabiliriz. Bunun sonucu kemikler daha kolay kırılabilir hale geliyor. Bu sorun sanıldığından çok daha önemli. Çevrenizdeki bir çok kadının basit bir düşme sonucu, el bileğini veya kalçasını kırdığını duymuşsunuzdur. Bir de herhangi bir düşme çarpma olmadan, omurgayı oluşturan kemiklerin kırılması olabilir ki, bu yaşlılarda sürekli çekilen bel ağrılarının en önemli sebebini oluşturuyor. Osteoporoz kadınlarda olduğu kadar erkeklerde de ortaya çıkıyor ama daha geç yaşlarda.
Vücudumuzun kemik yapısında sürekli bir denge var. Kemik yapı bir taraftan yıkılırken, diğer taraftan da yapılıyor. Bu denge bozulursa, yani kemik yıkımı yapımından daha fazla olursa osteoporoz gelişiyor. Östrojen hormonu, kemik yıkımını yavaşlatıyor. Menopoz ile birlikte östrojen hormonu yetersizliği ortaya çıktığında, kemik yıkımı hızlanıyor ve buna bağlı osteoporoz ortaya çıkıyor. Menopoz sonrası kullanılan östrojen hormonu, bu nedenle osteoporozun gelişmesini yavaşlatıyor.
Beslenme ile yeterli kalsiyum alınamaz ise kemik yapımı yavaşlıyor ve osteoporoz ortaya çıkıyor. Hormon kullanılsa bile egzersiz ve doğru beslenmenin ihmal edilmemesi, gerekirse destekleyici kalsiyum tabletleri ve D vitamini alınması öneriliyor.
Osteoporozun önlenmesi için alınan gıdalara dikkat edilmesi gerekiyor. Bol süt ve süt ürünleri tüketilmeli, yeşil sebzeler alınmalı. Yaş ilerledikçe kalsiyumun bağırsaklardan emilmesi azalıyor, bu nedenle kalsiyum içeren destekleyici tabletlerin kullanılması öneriliyor.
Metnin devamı "Kadınlar İçin Meme Sağlığı Bilgileri" adlı kitapta yer almaktadır...
|