İstanbul (3 günlük) 24  ºC /  20  ºC  
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Mobil Hürriyetim
Arşiv Arama
ArşiviM
Bize Ulaşın
Reklam
Yazarlar / Arşiv
            Nisan 2002 Tüm yazıları   
Ayşe  ARMAN 24 Nisan 2002
   e-posta
İlk mamografi deneyimim

Gerçekler mi yazı yoksa yazılar mı gerçek oluyor?

Bilmiyorum.

Zaman zaman bu ikisi fena halde birbirine giriyor.

Ama şunu biliyorum: Bir şeyi yapacağım diye yazıyorsam, onu mutlaka hayata geçiriyorum. Bok varmış gibi! Sanki insanlar karşıma dikilip, ‘‘Şöyle şöyle yazmıştın ama sözünde durmamışsın. Ne iş?’’ diyeceklermiş gibi. Benim yalanım da bir tuhaf, konuşurken rahatlıkla çıkıyor da, yazarken... Ih ıh. Benden söz alacaksanız yazılı alın yani! Haliyle ne oluyor? Kendi ipimi kendim çekiyorum. Yazılar, celladım oluyor. Benim gibi özgürlüğüne düşkün, içinden geldiği gibi davranan, gelgit akıllı biri için de takdir edersiniz ki sinir bir durum. Çünkü yazı denilen şey beni bağlıyor. Hiçbir şeyin, hiçbir kimsenin bağlayamadığı kadar. Tuhaf ama hoşuma da gidiyor. Yazıyla aramdaki bir aşk-nefret ilişkisi yani...

* * *

Geçenlerde gaza gelip, mamografi yaptırmaya Türkiye Meme Vakfı'na gideceğim diye yazmasaydım mesela, hiçbir kudret beni o güneşli günde oraya gönderemezdi. Çünkü yazıyı yazdığım günle, yazının gerçeğe dönüşmesi gereken günkü, ruh halim arasında dağlar kadar fark vardı. O Çarşamba memelerimi bir aletin içine sıkıştırmak yapmak istediğim en son şeydi. Memelerimle başka şeyler yapmayı hayal edebilirdim ama o eylemin mamografi olmayacağı kesindi...

Ama ne oldu? Kös kös gittim. ‘‘Mamografi çektirmezsen, hangi yüzle insanlara ‰Efendim mutlaka çektirmeniz gerekiyor' diyeceksin?’’ diyerek. ‘‘Ulan kim inanır sana?’’ diye ekleyerek. İşin zor olan kısmı Türkiye Meme Vakfı'ndan içeri adım atmaktı. Attım... Ve inanır mısınız, kendim için fevkalade faydalı bir iş yaptım ve şahane insanlarla tanıştım.

* * *

Önce şahane insanları tanıyalım:

Bike Kocaoğlu. Neden şahane? Vakfın icra kurulu üyesi olduğu için değil. Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletme Bölümü Başkanı olduğu için de değil. Aynı zamanda halk sağlığı beslenme uzmanı Bike Kocaoğlu, Türkiye Meme Vakfı'na gönüllü olarak hizmet veriyor. Bu işi çok ama çok ciddiye alıyor. O kadar hararetle ve heyecanla anlatıyor ki, saygın bir profesör olduğunu bile söylemeyi unutuyor. Bayılıyorum böyle insanlara. Alçakgönüllülük sen çok yaşa!

Pınar Çelikoğlu. O da Meme Vakfı'nın icra kurulu üyesi. Uzman klinik psikolog. Boğaziçi Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde çalışıyor. ‘‘Meme kanseri kadınlarında eş ve yakınların desteğinin önemi’’ üzerine tez hazırlamış. 10 senedir bu konu üzerine yoğunlaşmış. Anneanesini meme kanserinden kaybetmiş. Halen Alman Hastanesi'nde kanser hastalarına grup terapi yapıyor.

Violet Aroya. Vakfın hem genel koordinatörü hem de icra kurulu üyesi. 41 yaşında evli ve üç çocuk annesi. Ailesindeki bütün kadınları meme kanserinden kaybetmiş. Kontrollerini aksatmamasına rağmen, meme kanserine yakalandığını öğrenince, ‘‘50'ime varmadan ölmektense, 80'ime kadar göğüssüz yaşarım!’’ diyerek, iki göğsünün de alınmasına izin vermiş. Violet Aroya kadar hayata sıkı sarılan birini az gördüm. Üstelik akıl almayacak kadar komplekssiz!

Cenan Çağlar. İşte hayatta postlarla önem vermeyen biri daha. Cenan Çağlar, Türkiye Meme Vakfı'nın işlerlik kazanmasında emeği çok geçmiş bir fizyoterapist doçent doktor. Tüm bu insanlar, toplumsal bir olayı gerçekleştirmek için bir araya gelmiş gönüllü bir ekip.

Bir de Can Gürbüz var tabii.

Vakfın başkanı Can Gürbüz, Aksaray Vatan Hastanesi doktorlarından. O da inanılmaz alçakgönüllü. Herkesin kendini satmaya meraklı olduğu günümüzde mumla aranıyor böyle insanlar. Şaka gibi yani. ‘‘Oya Bayrı'yla Fransız Pasteur'den beri beraber çalışıyoruz’’ diyor, dünyanın en doğal şeyiymiş gibi. Mesleki başarılarını anlatmaktan hoşlanan biri değil. Tek isteği var: Kadınları mamografi yaptırmaları konusunda bilinçlendirmek, çünkü erken teşhis hayat kurtarıyor. Türkiye Meme Vakfı, devlet hastanelerinden bile daha ucuza mamografi çektirebileceğiniz tek yer. Annesini meme kanserinden kaybeden Boni Salis'in armağan ettiği mamografi cihazıyla bu mümkün. Vakıf, ücretsiz tarama yapabilmek için hala sponsor arıyor. Bu hizmeti parasız vermek istiyorlar yani. Şapka çıkarılır, başka ne yapılır!

HAMİŞ 1: Bu arada mamografi cihazı, kocaman bir mikroskopa benziyor. Memelerinizi dayarken biraz zorlanıyorsunuz ama canınız acımıyor. Memeler sandviçin arasına giren salamlar gibi biraz sıkıştırılıyor ve şip şak fotoğrafı çekiliyor. Profilden ve yandan. Filmleriniz temiz çıkınca da, oradan huşu içinde ayrılıyorsunuz. O memeleri gönül rahatlığı içinde başka faydalı eylemlerde tepe tepe ve güle güle kullanmak üzere...

HAMİŞ 2: Unutmadan, bugün 12:30'da bir konferans var. Metropolitan Hastanesi'nde Ann Dalton, meme kanserli kadınların vücut ve estetik bakımını anlatacak. İlgililere duyrulur.

HAMİŞ 3: Türkiye Meme Vakfı telefonunu tekrar yazıyorum: 0212 219 55 09. Numarada bir yanlışlık yok, hat mesgulken, (çünkü inanılmaz bir telefon trafiği yaşanıyor) çevirdiğinizde yanıt alamıyorsunuz, biraz beklemeniz icap ediyor...

arkadaşıma yolla arşivime ekle yazıcı için
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Politika | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Gezi | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | Arşivim | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet