|
Meme kanseri ve hormon haplarına ilişkin araştırmalar
menopozdaki kadınların kafasını karıştırdı. Türkiye Meme Vakfı Başkanı Dr.
Can Gürbüz, "10 bin hormon kullanan kadından, 38 tanesi meme kanserine
yakalanıyor. 10 bin hormon kullanmayan kadından ise 30 tanesi meme
kanserine yakalanıyor. Yani meme kanseri riskinin yüzde 26 artışı, 10 bin
kadında 8 tanesinin daha fazla meme kanserine yakalanması anlamına
geliyor" diyor.
Hormon haplarımı içsem mi, içmesem mi?
DR. CAN GÜRBÜZ
"Menopozda Hormon Tedavisi", son günlerde sık
karşılaştığımız haber başlıklarından birisi. Konunun gündeme gelmesinin
sebebi, ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçları. Daha doğrusu, yapılan
bir çalışmanın bazı basın organları tarafından, sadece birkaç cümlesinin
alınarak çarpıcı bir haber olarak sunulması.
Bu yazılardaki en çarpıcı başlıklardan birisi "Menopoz
Sonrası Hormon Kullanılması Meme Kanseri Riskini Yüzde 6 Oranında
Artırıyor" şeklindeydi. Gerçekten çalışmanın önemli sonuçlarından
birisiydi bu. Fakat bunun yanı sıra çalışmada yer alan bir dizi önemli
sonuç ve yorumlar ise göz ardı edildi. Birkaç yetkili ağızdan alınan yorum
ve değerlendirmeler haber değeri taşımadıkları için yeterince yankı
bulmadı. Bunun sonucu da hormon kullanan kadınlar için ciddi bir karmaşa
ortamı başladı.
Bilimsel istatistik sonuçlarını yorumlamak, ancak o
konuda uzman kişilerin yapabileceği bir değerlendirmedir. Böyle bir sonuç,
günlük gazetede yayımladığında sansasyonel bir haber haline geliyor; çünkü
gerçeği tam olarak yansıtmıyor.
Nedir meme kanseri riskinin yüzde 26 oranında artması?
Birçok kadının algıladığı gibi hormon kullanan her 100 kadından 26'sı meme
kanserine yakalanıyor anlamına gelmiyor. Bu oran, mevcut bir riskin yüzde
26 oranında arttığını gösteriyor. Kısa bir örnek verelim; belirli yaşta ve
belirli kriterleri taşıyan bir kadının ömür boyu meme kanserine yakalanma
riski yüzde 6 ise, yüzde 26 risk artışı ile bu oran yüzde 7.5 oluyor. Bu
risk artışının açıklaması, zaten ilgili çalışmanın sonuçları arasında
belirtiliyor. 10 bin hormon kullanan kadından, 38 tanesi meme kanserine
yakalanıyor. 10 bin hormon kullanmayan kadından ise, 30 tanesi meme
kanserine yakalanıyor. Yani meme kanseri riskinin yüzde 26 artışı, 10 bin
kadında 8 tanesinin daha fazla meme kanserine yakalanması anlamına
geliyor.
Peki meme kanseri riskinin yüzde 26 artıyor olması ne
anlama geliyor?
* Günde 2
kadeh alkol alınması ile meme kanseri riski yüzde 40 artıyor.
* Sigara
içmese bile pasif içici olan bir kadının meme kanseri riski yüzde 100
artıyor.
* 12
yaşından erken âdet görmeye başlamak, 14 yaşından sonra âdet görmeye
başlamaya göre meme kanseri riskini yüzde 20 arttırıyor.
* İlk
çocuğunu 30 yaşından sonra doğurmak, 20 yaşından önce doğurmaya göre meme
kanseri riskini yüzde 100 arttırıyor.
* Haberde
verildiğine göre hormon kullanılması meme kanseri riskini yüzde 26
arttırıyor.
Hangi kadın bu risklerden bir veya birkaçını taşımıyor?
Hormon kullanılması da bu risklerden sadece birisi. Önemli olan kadınların
yıllık meme muayenelerini ve mamografi çekimlerini düzenli
yaptırmaları.
Menopoz sonrası hormon kullanımının birkaç farklı
yöntemi var. Sadece östrojen hormonu verilebiliyor. Ancak tek başına
östrojen kullanılması rahim kanseri riskini arttırdığı için, rahmi
alınmamış kadınlarda buna progesteron hormonu da ekleniyor veya her yıl
jinekolojik kontrolden geçmeleri gerekiyor. Rahmi alınmış kadınlarda ise
sadece östrojen hormonu vermek yeterli oluyor. Söz konusu çalışma östrojen
ve progesteron hormonunun birlikte kullanıldığı bir ilaç için yapılmış.
Sadece östrojen hormonunun kullanıldığı diğer bir çalışmada benzer risk
artışı söz konusu değil. Buna karşın haberlerde bu ayrıntıya önem
verilmeden tüm hormon kullanma yöntemleri yargılanıyor
Östrojen ve progesteron hormonların daha düşük dozda
kullanılmaları halinde risk artışının daha az olabileceği yine bu
çalışmanın sonuçları arasında bildiriliyor. Düşük doz içeren hormon
ilaçları kullanılabileceği gibi mevcut ilacın iki günde bir veya üç günde
bir alınarak dozu düşürmek mümkün; fakat her kadının hormon dozu
gereksinimi farklılık gösteriyor, bu nedenle bunu hekiminizle birlikte
ayarlamanız gerekiyor.
Önemli yorumlardan birisi de hormonların uygulanma
şekli. Bu çalışmada kullanılan hormonlar ağız yoluyla alınıyor; mide,
bağırsaklar ve karaciğerden geçerek kana karışıyorlar. Buna karşın deriye
yapıştırılarak kullanılma şeklinin normal fizyolojiye daha uygun
olabileceği ve daha düşük risk oluşturabileceği tahmin ediliyor.
Hormon kullanılması sonucu kolon kanseri riskinin
azaldığı, belirli bir yaşın üzerinde sık görülen kalça kemiği
kırılmalarının azaldığı, yine aynı çalışmanın sonuçları arasında yer
alıyor. Çalışmanın kapsamında ve yorumlarında yer alan tüm bu bilgiler
ancak bir bütün olduğunda bir anlam taşıyor. Basında aksedildiği gibi
sadece bir cümlenin alınıp çarpıcı bir biçimde sunulması korku endişe ve
karmaşa yol açıyor.
Menopoz sonrası ortaya çıkan sorunlar değişik nitelik ve
şiddette oluyor. Bu sorunların çözümü de kişiye özgü olmak zorunda. Bazı
kadınlar menopoza geçişi rahat bir şekilde yaşıyor ve herhangi bir yardıma
gerek duymuyor. Bazılarında ise birkaç yıl hormon kullanılması ile ortaya
çıkan sorunlar kontrol edilebiliyor. İki-üç yıllık süre için hormon
kullanımı önemli bir risk artışına yol açmıyor. Bir grup kadında ise
kullanılan hormonun bırakılması, yaşam kalitelerini önemli ölçüde
düşürüyor ve bu kadınlar hormon kullanmaya devam etmek istiyorlar; girişte
mektubuna yer verdiğimiz Sayın Gez gibi.
Menopoz döneminde her kadının hekimi ile birlikte,
gereksinimini ve bireysel meme kanseri risk faktörlerini gözden geçirerek
hormon kullanıp kullanmamak konusunda kendisinin karar vermesi
gerekiyor. *
--------------------------------------------------
Türkiye Meme Vakfı: (0212) 219 55 09

|