Dergi 06.10.2002

Meme kanseri ve hormon haplarına ilişkin araştırmalar menopozdaki kadınların kafasını karıştırdı. Türkiye Meme Vakfı Başkanı Dr. Can Gürbüz, "10 bin hormon kullanan kadından, 38 tanesi meme kanserine yakalanıyor. 10 bin hormon kullanmayan kadından ise 30 tanesi meme kanserine yakalanıyor. Yani meme kanseri riskinin yüzde 26 artışı, 10 bin kadında 8 tanesinin daha fazla meme kanserine yakalanması anlamına geliyor" diyor.

Hormon haplarımı içsem mi, içmesem mi?

DR. CAN GÜRBÜZ

"Menopozda Hormon Tedavisi", son günlerde sık karşılaştığımız haber başlıklarından birisi. Konunun gündeme gelmesinin sebebi, ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçları. Daha doğrusu, yapılan bir çalışmanın bazı basın organları tarafından, sadece birkaç cümlesinin alınarak çarpıcı bir haber olarak sunulması.

Bu yazılardaki en çarpıcı başlıklardan birisi "Menopoz Sonrası Hormon Kullanılması Meme Kanseri Riskini Yüzde 6 Oranında Artırıyor" şeklindeydi. Gerçekten çalışmanın önemli sonuçlarından birisiydi bu. Fakat bunun yanı sıra çalışmada yer alan bir dizi önemli sonuç ve yorumlar ise göz ardı edildi. Birkaç yetkili ağızdan alınan yorum ve değerlendirmeler haber değeri taşımadıkları için yeterince yankı bulmadı. Bunun sonucu da hormon kullanan kadınlar için ciddi bir karmaşa ortamı başladı.

Bilimsel istatistik sonuçlarını yorumlamak, ancak o konuda uzman kişilerin yapabileceği bir değerlendirmedir. Böyle bir sonuç, günlük gazetede yayımladığında sansasyonel bir haber haline geliyor; çünkü gerçeği tam olarak yansıtmıyor.

Nedir meme kanseri riskinin yüzde 26 oranında artması? Birçok kadının algıladığı gibi hormon kullanan her 100 kadından 26'sı meme kanserine yakalanıyor anlamına gelmiyor. Bu oran, mevcut bir riskin yüzde 26 oranında arttığını gösteriyor. Kısa bir örnek verelim; belirli yaşta ve belirli kriterleri taşıyan bir kadının ömür boyu meme kanserine yakalanma riski yüzde 6 ise, yüzde 26 risk artışı ile bu oran yüzde 7.5 oluyor. Bu risk artışının açıklaması, zaten ilgili çalışmanın sonuçları arasında belirtiliyor. 10 bin hormon kullanan kadından, 38 tanesi meme kanserine yakalanıyor. 10 bin hormon kullanmayan kadından ise, 30 tanesi meme kanserine yakalanıyor. Yani meme kanseri riskinin yüzde 26 artışı, 10 bin kadında 8 tanesinin daha fazla meme kanserine yakalanması anlamına geliyor.

Peki meme kanseri riskinin yüzde 26 artıyor olması ne anlama geliyor?

* Günde 2 kadeh alkol alınması ile meme kanseri riski yüzde 40 artıyor.

* Sigara içmese bile pasif içici olan bir kadının meme kanseri riski yüzde 100 artıyor.

* 12 yaşından erken âdet görmeye başlamak, 14 yaşından sonra âdet görmeye başlamaya göre meme kanseri riskini yüzde 20 arttırıyor.

* İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğurmak, 20 yaşından önce doğurmaya göre meme kanseri riskini yüzde 100 arttırıyor.

* Haberde verildiğine göre hormon kullanılması meme kanseri riskini yüzde 26 arttırıyor.

Hangi kadın bu risklerden bir veya birkaçını taşımıyor? Hormon kullanılması da bu risklerden sadece birisi. Önemli olan kadınların yıllık meme muayenelerini ve mamografi çekimlerini düzenli yaptırmaları.

Menopoz sonrası hormon kullanımının birkaç farklı yöntemi var. Sadece östrojen hormonu verilebiliyor. Ancak tek başına östrojen kullanılması rahim kanseri riskini arttırdığı için, rahmi alınmamış kadınlarda buna progesteron hormonu da ekleniyor veya her yıl jinekolojik kontrolden geçmeleri gerekiyor. Rahmi alınmış kadınlarda ise sadece östrojen hormonu vermek yeterli oluyor. Söz konusu çalışma östrojen ve progesteron hormonunun birlikte kullanıldığı bir ilaç için yapılmış. Sadece östrojen hormonunun kullanıldığı diğer bir çalışmada benzer risk artışı söz konusu değil. Buna karşın haberlerde bu ayrıntıya önem verilmeden tüm hormon kullanma yöntemleri yargılanıyor

Östrojen ve progesteron hormonların daha düşük dozda kullanılmaları halinde risk artışının daha az olabileceği yine bu çalışmanın sonuçları arasında bildiriliyor. Düşük doz içeren hormon ilaçları kullanılabileceği gibi mevcut ilacın iki günde bir veya üç günde bir alınarak dozu düşürmek mümkün; fakat her kadının hormon dozu gereksinimi farklılık gösteriyor, bu nedenle bunu hekiminizle birlikte ayarlamanız gerekiyor.

Önemli yorumlardan birisi de hormonların uygulanma şekli. Bu çalışmada kullanılan hormonlar ağız yoluyla alınıyor; mide, bağırsaklar ve karaciğerden geçerek kana karışıyorlar. Buna karşın deriye yapıştırılarak kullanılma şeklinin normal fizyolojiye daha uygun olabileceği ve daha düşük risk oluşturabileceği tahmin ediliyor.

Hormon kullanılması sonucu kolon kanseri riskinin azaldığı, belirli bir yaşın üzerinde sık görülen kalça kemiği kırılmalarının azaldığı, yine aynı çalışmanın sonuçları arasında yer alıyor. Çalışmanın kapsamında ve yorumlarında yer alan tüm bu bilgiler ancak bir bütün olduğunda bir anlam taşıyor. Basında aksedildiği gibi sadece bir cümlenin alınıp çarpıcı bir biçimde sunulması korku endişe ve karmaşa yol açıyor.

Menopoz sonrası ortaya çıkan sorunlar değişik nitelik ve şiddette oluyor. Bu sorunların çözümü de kişiye özgü olmak zorunda. Bazı kadınlar menopoza geçişi rahat bir şekilde yaşıyor ve herhangi bir yardıma gerek duymuyor. Bazılarında ise birkaç yıl hormon kullanılması ile ortaya çıkan sorunlar kontrol edilebiliyor. İki-üç yıllık süre için hormon kullanımı önemli bir risk artışına yol açmıyor. Bir grup kadında ise kullanılan hormonun bırakılması, yaşam kalitelerini önemli ölçüde düşürüyor ve bu kadınlar hormon kullanmaya devam etmek istiyorlar; girişte mektubuna yer verdiğimiz Sayın Gez gibi.

Menopoz döneminde her kadının hekimi ile birlikte, gereksinimini ve bireysel meme kanseri risk faktörlerini gözden geçirerek hormon kullanıp kullanmamak konusunda kendisinin karar vermesi gerekiyor. *

--------------------------------------------------

Türkiye Meme Vakfı: (0212) 219 55 09


 
 
 


Yeniden ARA-BUL

[BU BELGENIN ANA SAYFASINA GECIS]


Garildi 1.0 Aybim Bilgisayar Tic. Ltd.tarafindan hazirlanmistir. Yorum ve Onerileriniz icin : garildi@yore.com.tr