Dergi 09.03.2003

Türkiye Meme Vakfı'nın üyeleri Avrupa Meme Kanseri Ağı'nın davetlisi olarak Ormilya köyündeydi. Görüldü ki meme kanseri taramasında tek ücretli ülke Türkiye...

Memenin peşinde...

DR. CAN GÜRBÜZ

Halkidiki yarımadası, kuzey Yunanistan'da denize uzanan 3 yarımadanın en batıda olanı. Bu bölgede yer alan Ormilya köyüne gidiyoruz; düzenlenen bir kursa katılmak için. Köy o kadar küçük ki, yolda kontrol için arabamızı durduran trafik polisleri; bize soruyorlar "nerede?" diye. "Yunanlı olan sizsiniz biz nasıl bilelim?" diyerek birlikte gülüyoruz.

İpsala sınır kapısından sonra yaklaşık 3 saat sürecek yolculuğumuz için ev sahibimizin çizdiği yol krokisini dikkatle takip ediyoruz. Burada en önemli sorun, ana yoldan çıktıktan sonra tüm levhaların hâlâ Yunan harfleri ile yazılıyor olması. Fakat arada yer alan kasabaların isimlerini söylemeniz yetiyor yolu bulmanız için, hemen yardıma koşuyorlar yolu tarif etmek için.

Avrupa Meme Kanseri Ağı'nın (Europa Breast Cancer Network) düzenlediği bir kursa katılmak üzere çıktık yola. Meme kanseri tarama programlarının kalitesinin geliştirilmesi ve yükseltilmesi projesi için bu yıl seçilen ülkeler Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye. İlk toplantı için Ormilya köyü, buradaki İnsansever Meryemana (Panagia Filanatropini) Manastırı'nın sağladığı olanaklar nedeni ile Bölge Sağlık Merkezi seçilmiş.

Öğleden sonra saat 03.00 gibi vardık Ormilya köyüne. Pazar günü köy oldukça ıssız olduğu için yolun son kısmını, sağlık merkezini soracak insana rastlamak pek kolay olmadı. Nihayet, arabamızı yol kenarında bulduğumuz yaşlıca, ayağı hafif aksayarak yürüyen kadının yanına çektik. Elimizdeki Yunan harfleri ile yazılmış kâğıdı kadına göstererek sağlık merkezini sormaya çalıştık. Bizdeki şans da, Yunanistan'ın ortasında dağ başında birini bul, o da Bulgar çıksın... Başka birini bakınırken aklıma geldi; arkasından seslendim: "Türkçe anlıyor musun? ". Kadın neşeyle, kendine güvenli bir sesle "Evet biliram" diye cevapladı...

Sağlık merkezi 8 bin metrekare bir alan üzerine kurulmuş; hemen yakınında yer alan manastır binaları Doğu Ortodoks Manastırları mimarisi izlerini taşıyor, küçük bir pansiyon kısmı, büyücek bir yemekhanesi ve oldukça gelişmiş teknolojik aygıtlar içeren bir konferans salonu var. Diğer konukların hemen hepsi gelmiş; Polonya Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri'nden, meme kanseri taraması ile ilgili kuruluşların üyeleri.

Yemek saatine kadar köyü keşif gezisine çıkıyoruz. Pazar olduğu için her yer kapalı. Sadece bir küçük kahve var oturup çay içebileceğimiz. Çay dediğimiz zaman hemen anlıyorlar; seviniyoruz!. Fakat gelen çay bizimkinden biraz farklı; tarçın içeren bir papatya çayı olduğunu anlıyoruz, tadı da fena değil.

Akşam yemeği için oldukça mükellef bir masaya davet ediliyoruz. Yemeğin özelliği, kullanılan tüm malzemenin hemen yakındaki manastırda yetiştirilen doğal gıdalardan oluşması; sadece beyaz şarap dışarıdan satın alınmış. Yemekler manastırdan temin edildiği için oranın geleneğine uygun olarak et yerine sadece balık sunuluyor. Kaldığımız süre boyunca balık ve beyaz şarap masamızdan hiç eksik olmadı.

Sağlık merkezi bölgeye çeşitli sağlık hizmetleri sunmak üzere kurulmuş olmakla birlikte, temel işlevi olan meme kanseri taraması üzerine çalışıyor. Her yıl bölgede ortalama 5 bin kadın taramadan geçiriliyor. Tabii bu hizmet ücretsiz olarak veriliyor.

Kurs, bölgenin önemli bürokratlarının katılımı ile açılıyor. Selanik Valisi ve Üniversite Dekanı, sağlık merkezinin çalışmalarını ve yöneticilerini övücü konuşmalar yapıyorlar, konuklara hoş geldiniz diyorlar.

İlk gün ülkeler kendi çalışmaları ile ilgili bilgiler veriyorlar. Katılan AB adayı ülkelerin tümünde, tarama devlet desteği ile ücretsiz olarak yapılıyor. Biz Türkiye Meme Vakfı, devlet desteği olmaksızın, düşük bedelli olarak bu hizmeti verdiğimizi anlatıyoruz. Özellikle mamografi kalite kontrol çalışmalarımız övgüyle karşılanıyor. Katılımcılar gruplara ayrılıyor. Vakfımızın koordinatörü Viyolet Aroyo, hemşireler için hazırlanmış olan hasta iletişim grubuna, radyoloji teknisyenimiz Rabiya Toprak da mamografi çekim teknikleri grubuna ayrılıyor. Biz de hekimler için düzenlenmiş olan mamografi değerlendirme grubuna katılıyoruz. Kurs, Belçika Leuven Üniversitesi Radyoloji Departmanı tarafından düzenlenmiş. Eğitim, Radyolog Prof. Dr. Van Steen, teknisyen Anne Similon ve Prof. Dr. Empkie (ABD Brown Üniversitesi Dekan Yardımcısı) tarafından veriliyor. Üç gün yoğun bilgi bombardımanına uğruyoruz.

İkinci gece Ormilya Belediye Başkanı'nın davetlisiyiz. Bölge deniz kenarı olduğu için oldukça hareketli izlenimini veren bir tatil yöresi; fakat mevsimden dolayı her yer kapalı. Tek açık olan otelde ağırlıyor bizi başkan. Yemekler bizimkilere benziyor; isimleri de hemen hemen aynı. Salonun yan kısmından gelen, oldukça yüksek bir müzik sesi yemek boyunca devam ediyor. Yemekten sonra sesin geldiği salona girdiğimizde bir düğün ile karşılaşıyoruz. Ev sahibi ısrarla bizleri içeri davet ediyor. Grup olarak hep birlikte sahnede oynanan sirtakiye katılıyoruz. Ev sahibi oldukça ısrarlı, bize içkiler sunuyor. Ertesi gün kursun devamını düşünerek fazla kalamıyoruz.

Son gün manastırı geziyoruz. Manastırda çeşitli uluslardan gelen 120 rahibe kalıyor. Rahibelerin çoğu üniversite mezunu. Geniş bir giriş bahçesine giriyoruz. Ziyaretçileri büyük bir çınar ağacı altında karşılıyorlar. Gül reçeli ve muşmula likörü sunuyorlar. Yine bu kısımda, manastırda yetiştirilen çeşitli doğal ürünlerin ve dini süslemelerin satıldığı bir satış mağazası bulunuyor. Zeytin, şarap, peynir ve muşmula likörü başlıca ürünleri oluşturuyor. Daha içeri geçmek yasak; fakat bize özel izin çıkıyor ve yemekhane, kilise ve sağlık servisi gibi kısımları da geziyoruz.

Son akşam yemeği büyük bir samimiyet içinde geçiyor. Tüm temsilciler artık iyice birbirilerine kaynaşmış durumda; ilk günkü resmiyetten eser yok. Şaraplar haliyle biraz fazla kaçırılıyor. Yemek sonunda Kuzey ülkelerinden Çek, Polonya ve Macaristan üyeleri denize girmek istiyorlar. Kasım ayında deniz epeyce soğuk; buna aldırmıyorlar. Gece denize girmenin de tadı başka oluyor; ama epey soğuk olduğu için fazla kalamıyoruz. Veda zamanı geldi, herkes çok yakın birer arkadaş olarak ayrılıyor. Mayıs 2003'te yapılacak ikinci kursa kadar en iyi dilekler sunuluyor ve yola koyuluyoruz.

Dönüşte yıldırım düştüğü için gümrük kapısının bilgisayarı hasar gördüğünden çıkış vermiyorlar. Kargaşa içinde gümrük yetkililerine ulaşıyoruz. Meme Kanseri Vakfı'ndan olduğumuzu ve kurs için geldiğimizi güçlükle anlatıyoruz. Memurlardan biri hararetle bir şeyler anlatmaya başlıyor, bizim anlayıp anlamadığımıza bakmadan!. Annesinin meme kanseri nedeni ile ameliyat olduğunu öğreniyoruz. Ortak dertler kapıyı açıyor; beklemeden sınırı geçiyoruz.

Eve dönüş kazasız ve sağlıkla gerçekleşiyor; bekleyenlerimize kavuşuyoruz. l


 
 
 


Yeniden ARA-BUL

[BU BELGENIN ANA SAYFASINA GECIS]


Garildi 1.0 Aybim Bilgisayar Tic. Ltd.tarafindan hazirlanmistir. Yorum ve Onerileriniz icin : garildi@yore.com.tr