|
Türkiye Meme Vakfı'nın üyeleri Avrupa Meme Kanseri
Ağı'nın davetlisi olarak Ormilya köyündeydi. Görüldü ki meme kanseri
taramasında tek ücretli ülke Türkiye...
Memenin peşinde...
DR. CAN GÜRBÜZ
Halkidiki yarımadası, kuzey Yunanistan'da denize
uzanan 3 yarımadanın en batıda olanı. Bu bölgede yer alan Ormilya köyüne
gidiyoruz; düzenlenen bir kursa katılmak için. Köy o kadar küçük ki, yolda
kontrol için arabamızı durduran trafik polisleri; bize soruyorlar
"nerede?" diye. "Yunanlı olan sizsiniz biz nasıl bilelim?" diyerek
birlikte gülüyoruz.
İpsala sınır kapısından sonra yaklaşık 3 saat sürecek yolculuğumuz için
ev sahibimizin çizdiği yol krokisini dikkatle takip ediyoruz. Burada en
önemli sorun, ana yoldan çıktıktan sonra tüm levhaların hâlâ Yunan
harfleri ile yazılıyor olması. Fakat arada yer alan kasabaların isimlerini
söylemeniz yetiyor yolu bulmanız için, hemen yardıma koşuyorlar yolu tarif
etmek için.
Avrupa Meme Kanseri Ağı'nın (Europa Breast Cancer Network) düzenlediği
bir kursa katılmak üzere çıktık yola. Meme kanseri tarama programlarının
kalitesinin geliştirilmesi ve yükseltilmesi projesi için bu yıl seçilen
ülkeler Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Türkiye. İlk toplantı için
Ormilya köyü, buradaki İnsansever Meryemana (Panagia Filanatropini)
Manastırı'nın sağladığı olanaklar nedeni ile Bölge Sağlık Merkezi
seçilmiş.
Öğleden sonra saat 03.00 gibi vardık Ormilya köyüne. Pazar günü köy
oldukça ıssız olduğu için yolun son kısmını, sağlık merkezini soracak
insana rastlamak pek kolay olmadı. Nihayet, arabamızı yol kenarında
bulduğumuz yaşlıca, ayağı hafif aksayarak yürüyen kadının yanına çektik.
Elimizdeki Yunan harfleri ile yazılmış kâğıdı kadına göstererek sağlık
merkezini sormaya çalıştık. Bizdeki şans da, Yunanistan'ın ortasında dağ
başında birini bul, o da Bulgar çıksın... Başka birini bakınırken aklıma
geldi; arkasından seslendim: "Türkçe anlıyor musun? ". Kadın neşeyle,
kendine güvenli bir sesle "Evet biliram" diye cevapladı...
Sağlık merkezi 8 bin metrekare bir alan üzerine kurulmuş; hemen
yakınında yer alan manastır binaları Doğu Ortodoks Manastırları mimarisi
izlerini taşıyor, küçük bir pansiyon kısmı, büyücek bir yemekhanesi ve
oldukça gelişmiş teknolojik aygıtlar içeren bir konferans salonu var.
Diğer konukların hemen hepsi gelmiş; Polonya Çek Cumhuriyeti, Macaristan,
Mısır ve Amerika Birleşik Devletleri'nden, meme kanseri taraması ile
ilgili kuruluşların üyeleri.
Yemek saatine kadar köyü keşif gezisine çıkıyoruz. Pazar olduğu için
her yer kapalı. Sadece bir küçük kahve var oturup çay içebileceğimiz. Çay
dediğimiz zaman hemen anlıyorlar; seviniyoruz!. Fakat gelen çay
bizimkinden biraz farklı; tarçın içeren bir papatya çayı olduğunu
anlıyoruz, tadı da fena değil.
Akşam yemeği için oldukça mükellef bir masaya davet ediliyoruz. Yemeğin
özelliği, kullanılan tüm malzemenin hemen yakındaki manastırda
yetiştirilen doğal gıdalardan oluşması; sadece beyaz şarap dışarıdan satın
alınmış. Yemekler manastırdan temin edildiği için oranın geleneğine uygun
olarak et yerine sadece balık sunuluyor. Kaldığımız süre boyunca balık ve
beyaz şarap masamızdan hiç eksik olmadı.
Sağlık merkezi bölgeye çeşitli sağlık hizmetleri sunmak üzere kurulmuş
olmakla birlikte, temel işlevi olan meme kanseri taraması üzerine
çalışıyor. Her yıl bölgede ortalama 5 bin kadın taramadan geçiriliyor.
Tabii bu hizmet ücretsiz olarak veriliyor.
Kurs, bölgenin önemli bürokratlarının katılımı ile açılıyor. Selanik
Valisi ve Üniversite Dekanı, sağlık merkezinin çalışmalarını ve
yöneticilerini övücü konuşmalar yapıyorlar, konuklara hoş geldiniz
diyorlar.
İlk gün ülkeler kendi çalışmaları ile ilgili bilgiler veriyorlar.
Katılan AB adayı ülkelerin tümünde, tarama devlet desteği ile ücretsiz
olarak yapılıyor. Biz Türkiye Meme Vakfı, devlet desteği olmaksızın, düşük
bedelli olarak bu hizmeti verdiğimizi anlatıyoruz. Özellikle mamografi
kalite kontrol çalışmalarımız övgüyle karşılanıyor. Katılımcılar gruplara
ayrılıyor. Vakfımızın koordinatörü Viyolet Aroyo, hemşireler için
hazırlanmış olan hasta iletişim grubuna, radyoloji teknisyenimiz Rabiya
Toprak da mamografi çekim teknikleri grubuna ayrılıyor. Biz de hekimler
için düzenlenmiş olan mamografi değerlendirme grubuna katılıyoruz. Kurs,
Belçika Leuven Üniversitesi Radyoloji Departmanı tarafından düzenlenmiş.
Eğitim, Radyolog Prof. Dr. Van Steen, teknisyen Anne Similon ve Prof. Dr.
Empkie (ABD Brown Üniversitesi Dekan Yardımcısı) tarafından veriliyor. Üç
gün yoğun bilgi bombardımanına uğruyoruz.
İkinci gece Ormilya Belediye Başkanı'nın davetlisiyiz. Bölge deniz
kenarı olduğu için oldukça hareketli izlenimini veren bir tatil yöresi;
fakat mevsimden dolayı her yer kapalı. Tek açık olan otelde ağırlıyor bizi
başkan. Yemekler bizimkilere benziyor; isimleri de hemen hemen aynı.
Salonun yan kısmından gelen, oldukça yüksek bir müzik sesi yemek boyunca
devam ediyor. Yemekten sonra sesin geldiği salona girdiğimizde bir düğün
ile karşılaşıyoruz. Ev sahibi ısrarla bizleri içeri davet ediyor. Grup
olarak hep birlikte sahnede oynanan sirtakiye katılıyoruz. Ev sahibi
oldukça ısrarlı, bize içkiler sunuyor. Ertesi gün kursun devamını
düşünerek fazla kalamıyoruz.
Son gün manastırı geziyoruz. Manastırda çeşitli uluslardan gelen 120
rahibe kalıyor. Rahibelerin çoğu üniversite mezunu. Geniş bir giriş
bahçesine giriyoruz. Ziyaretçileri büyük bir çınar ağacı altında
karşılıyorlar. Gül reçeli ve muşmula likörü sunuyorlar. Yine bu kısımda,
manastırda yetiştirilen çeşitli doğal ürünlerin ve dini süslemelerin
satıldığı bir satış mağazası bulunuyor. Zeytin, şarap, peynir ve muşmula
likörü başlıca ürünleri oluşturuyor. Daha içeri geçmek yasak; fakat bize
özel izin çıkıyor ve yemekhane, kilise ve sağlık servisi gibi kısımları da
geziyoruz.
Son akşam yemeği büyük bir samimiyet içinde geçiyor. Tüm temsilciler
artık iyice birbirilerine kaynaşmış durumda; ilk günkü resmiyetten eser
yok. Şaraplar haliyle biraz fazla kaçırılıyor. Yemek sonunda Kuzey
ülkelerinden Çek, Polonya ve Macaristan üyeleri denize girmek istiyorlar.
Kasım ayında deniz epeyce soğuk; buna aldırmıyorlar. Gece denize girmenin
de tadı başka oluyor; ama epey soğuk olduğu için fazla kalamıyoruz. Veda
zamanı geldi, herkes çok yakın birer arkadaş olarak ayrılıyor. Mayıs
2003'te yapılacak ikinci kursa kadar en iyi dilekler sunuluyor ve yola
koyuluyoruz.
Dönüşte yıldırım düştüğü için gümrük kapısının bilgisayarı hasar
gördüğünden çıkış vermiyorlar. Kargaşa içinde gümrük yetkililerine
ulaşıyoruz. Meme Kanseri Vakfı'ndan olduğumuzu ve kurs için geldiğimizi
güçlükle anlatıyoruz. Memurlardan biri hararetle bir şeyler anlatmaya
başlıyor, bizim anlayıp anlamadığımıza bakmadan!. Annesinin meme kanseri
nedeni ile ameliyat olduğunu öğreniyoruz. Ortak dertler kapıyı açıyor;
beklemeden sınırı geçiyoruz.
Eve dönüş kazasız ve sağlıkla gerçekleşiyor; bekleyenlerimize
kavuşuyoruz. l 
|